|

Anadolu'da deniz seviyesinden
1959 metre yükseklikteki tek büyük yerleşim yeri olan Erzurum
yüksek bir yaylanın güney batı bölümünde yer alır. Yerleşme
alanı yer yer 2000 metreye kadar yükselen bir ova üzerinde
bulunur. Bölge kuzeyde Dumlu, güneyde
Palandöken dağları
ile çevrilmiştir. Buradan geçen
İpek Yolu
ve verimli ovaları bölgenin tarih boyunca yerleşme alanı olarak
seçilmesinde önemli rol oynamıştır. Bu arada yer yer şiddetli
depremlere maruz kalan şehir ve çevresi önemli ölçüde zarar
görmüştür.
Türkiye'nin en
şiddetli iklimi bu bölgede hüküm sürer Baharları yağışlı ,
yazları sıcak ve kurak geçer , kışları soğuk ve karlıdır. Yıllık
ortalama sıcaklık 6 derece, en soğuk ay ortalaması -8,3
derece'dir. En sıcak ay ortalaması 20.2 derece'dir. Yılın
yaklaşık 220 günü boyunca ortalama sıcaklık 8 derece'nin altında
seyreder. Yıllık yağış ortalaması 460.5 m2 olarak kaydedilmiş
olup yağışlar düzensizdir. Nispi nem %60.3 dür.
İlin toplam nüfusu
1990 sayımına göre 848.201 dir. Şehir ve banliyölerinde oturan
nüfus 362 bin civarındadır. Arazinin %20 si tarıma elverişlidir.
Halkın başlıca geçim kaynağı hayvancılıktır.
Erzurum'un jeolojik
yapısından dolayı bölgede birçok kaplıca mevcuttur. Bu
kaplıcalardan en önemlileri Ilıca (15 km) Hasankale (38 km) ve
Soğuk çermik (60 km) kaplıcalarıdır. Bu kaplıcalar romatizma,
siyatik ve çeşitli kadın hastalıkları tedavisi için tavsiye
edilmektedir. Bu kaplıca merkezlerinde konaklamak için otellerde
mevcuttur...

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ:
Erzurum
İlinin arazi büyüklüğü, yaklaşık 25.066 km² kadardır. Rakımı ise
1853 dır. Genel olarak yüksek arazilerden oluşur. Örneğin
platoların deniz düzeyine göre yükseklikleri 2000 m’ yi bulur,
bunların üstünde yer alan dağların yükseklikleri ise, 3000 m. ve
daha yüksektir. Platolar ve dağlar arasında, yükseklikleri
yaklaşık 1500 ila 1800 metrelere ulaşan depresyon ovalarıyla
oluklar yerleşmiştir. Karasu-Aras Dağlarının bazı dağ kütleleri,
Erzurum İli arazisini güneyde engebelendirmiştir. Bunların en
önemlileri, Erzurum kenti ve Erzurum ovası (825 Km²) güneyinde
yer almakta olan Palandöken Dağları (Büyük Ejder 3176 m.) ve
Pasinler Ovası (540 km²) güneyinde yer alan Şahveled Dağları
(Çakmak Dağı 3063 m.) olup, Bingöl Dağlarının kuzey yarısı da
yine Erzurum İli sınırları içinde kalmaktadır.
İl topraklarını kuzeyden engebelendirmiş olan dağlarsa, Kuzey
Anadolu Dağlarının ikinci sırasına bağlı yükseltilerdir.
Bunların başlıcaları, İspir ve Erzurum arasında yer alan Mescit
Dağları (en yüksek nokta 3239 m.), onların doğusundaki
Kargapazarı Dağları (Dumlu Dağı 3169 m.) ve bir kısmı Kars ili
sınırları içinde kalan Allahuekber dağlarıdır. Söz konusu edilen
bu kuzey ve güneydeki dağların arasına, iki önemli depresyon
ovası yerleşmiştir. Bunlar Erzurum Kentinin de kenarında
kurulmuş olduğu Erzurum ovası ve Hasankale ovası olup, her iki
ovayı birbirinden, 2030 m. yükseklikteki Deveboynu beli ayırır.
Bunlardan Erzurum ovasının en alçak kesimi 1850 m, Hasankale
ovasınınki ise, 1650 m. kadardır. Aslında bunlar birer ova
özelliği gösterirler.
İKLİM
ÖZELLİKLERİ:
İl arazisinin büyük çoğunluğunda, karasal iklim özellikleri
egemendir. Kışlar uzun ve sert, yazlar kısa ve sıcak geçer. İl
topraklarının kuzey kesimlerinde, yüksekliği yaklaşık 1000 ila
1500 metrelere inen vadi içleriyle çukur sahalarda iklim, büyük
ölçüde sertliğini yitirir. Erzurum il merkezindeki meteoroloji
istasyonunda 1929’ dan bu yana gözlem yapılmaktadır. Yaklaşık 70
yılı bulan gözlem sonuçlarına göre, ilde en soğuk ay ortalaması,
-8.6 C, en sıcak ay ortalaması 19.6 C, en düşük sıcaklık -35 C
ve en yüksek sıcaklık ise, 35 C olarak ölçülmüştür. Yıllık yağış
tutarı 453 mmm. kadardır. En az yağış kış devresinde düşer. Bu
devrenin yağışları kar biçiminde olup, kar yağışlı gün sayısı 50
ve kar örtüsünün yerde kalış süresi ise 114 gün kadardır. En
yağışlı devre ilkbahar ve yaz mevsimleridir.
DOĞAL BİTKİ
ÖRTÜSÜ:
İl arazisinde egemen doğal bitki örtüsü, step formasyonudur.
Orman örtüsü, pek yaygın değildir. Bu örtünün alt sınırı,
1900-2000 metrelerde başlamakta ve üst sınır, 2400 metrelerde
son bulmaktadır. Başlıca orman örtüsü alanları, Oltu, Olur ve
Şenkaya ilçelerindeki sarıçam ve meşe ormanlarıyla,
Erzincan-Aşkale sınırlarında rastlanan meşe ormanlarıdır. İl
arazisinin % 60’ tan biraz fazlası steplerle kaplıdır. Bu doğal
bitki örtüsü, yer yer keven topluluklarıyla verimsiz hale gelse
de, geniş alanlarda mera hayvancılığına uygun verimli
çayırlıklar durumundadır.
AKARSULAR:
İl topraklarının doğu yarısı, Hazarakaçlama Havzası içinde
kalır. Bu kesimin sularını, Aras Irmağı toplar. Batı kesimi ise,
Basra Körfezi akaçlama alanında, kuzey kesimi de Karadeniz
akaçlama havzasında kalır. Batı kesimi sularını Karasu, kuzey
kesimininkini ise, Tortum ve Oltu çaylarının birleşmesiyle
oluşan Çoruh ırmağı toplar.
GÖLLER:
İlde doğal göller azdır. Yapay göller ise, yeni yeni
oluşmaktadır. İlin en önemli doğal gölü, Tortum çayı üzerinde
oluşmuş, bir heyelan-sed gölü olan, Tortum gölüdür. Aslında bu
göl, yönetim olarak, 1997’ de ilçe merkezi yapılan Uzundere
ilçesi yönetim sınırları içinde kalır. Alanı yaklaşık 8 km²
kadar olan bu göl, kuzey batıda yer alan Kemerli dağından
heyelan yoluyla kayan kütlelerin, Tortum çayının yatağını
tıkaması yoluyla oluşmuştur. Bu nedenle çayın eski yatağı
değişmiş ve önünde yüksekliği 48 metreyi bulan ünlü doğa
harikası Tortum (Uzundere) Çağlayanı oluşmuştur. Gölün suları,
1963 yılında faaliyete geçen ve 1 km kadar kuzeydeki alçak bir
boğazda kurulmuş olan Tortum santralını çalıştırmaktadır. Fazla
sular ise, serbest akışa bırakılarak, Tortum çağlayanını
oluşturmaktadır. Yapay göller arasında Serçeme çayı üzerinde yer
alan Kuzgun barajı (10.3 km²), Lezgi suyu üzerindeki Palandöken
Göleti (22 km²), Aras ırmağı üzerinde Söylemez barajı (14.2 km²)
başlıcaları olarak burada hatırlanabilirler.
Kültür
Erzurum'un mutfağı Anadolu'nun
her yöresinin kendine ait yöresel bir mutfağı vardır. Erzurum'da
zengin bir mutfak kültürüne sahiptir.Bunlardan lor dolması,
kadayıf dolması, özel yapılmış su böreği, ayran aşı ve cağ
kebabı bu mutfağın baş yemekleridir. Erzurum'a yolu düşenlere bu
yemekleri, özellikle Tortum
Cağ kebabını
tatmalarını tavsiye edilir.
Erzurum'da oynanan halk
danslarına Bar denir. Bar' ın tarihçesi çok eskilere Orta Asya'
da Altay kavimlerine kadar uzanır. Erzurum halk oyunlar erkek ve
kadınlarca ayrı ayrı oynanır.
Atatürk Üniversitesi
halk oyunları ile Erzurum halk oyunlar ve türküleri derneği bar
ekibi çeşitli uluslararası halk dansları festivallerinde
birincili ödülleri almışlardır. Bar oyunu mertlik ve yiğitlik
sembolüdür. Erzurum ayrıca zengin bir halk türküleri kaynağına
sahiptir.
Erzurum El Sanatları Erzurum
kuyumculuğu ve Oltu Taşı işlemeciliği ile ünlüdür. Yarı değerli
taş olan [[Oltu
Taşı]] (kehribar) Erzurum'a
özgüdür Altın ve gümüş ile birlikte Oltu Taşından kadınlar için
bilezik, gerdanlık, broş, küpe, saç tokası ve tarağı yapılırken,
erkekler için tespih, ağızlık, yüzük, vb. eşya imal
edilmektedir. Bu ürünlerin satıldığı yer Rüstem Paşa
Bedesteni'dir.
Taşhan
olarak ta adlandırılan bu eser
Kanuni Sultan Süleyman'ın
sadrazamı Rüstem Paşa tarafında yaptırılmıştır. Osmanlı
mimarisinin özelliklerini taşıyan iki katlı bina halen çarşı
olarak kullanılmaktadır.
TARİHİ ESERLERİMİZ
Kaleler
Avnik
Kalesi
Bardız Kalesi
Erzurum Kalesi
Hasankale
Hınıs Kalesi
İspir Kalesi ve
Camii
Micingird Kalesi
Oltu Kalesi
Tortum Kalesi
Üngüzek Kalesi
H
Zuvans Kalesi
Cami
ve Mescitler
Ali
ağa (Gürcü Kapısı) Camii
Bakırcı Camii
Boyahane Camii
Caferiye Camii
Cennet Zade Camii
Derviş Ağa Camii
Emir Şeyh Camii
H
Gümrük Camii
İbrahimpaşa Camii
Kurşunlu Camii
Lala Mustafa Paşa
Camii
Murat Paşa Camii
Narmanlı Camii
Pervizoğlu Camii
Şeyhler Camii
Ulu Camii (Atabey
Camii)
Medreseler
Yakutiye
Medresesi
Çifte Minareli
Medrese (Hatuniye Medresesi)
Ahmediye Medresesi
Kadıoğlu Medresesi
Kurşunlu (Fevziye)
Medresesi
Pervizoğlu
Medresesi
Şeyhler Medresesi
Kümbetler
Ahi
Baba Kümbeti H
Cimcime Sultan
Kümbeti
Emir Sultan Kümbeti
Gümüşlü Kümbet
Karanlık Kümbet
Mehdi Abbas Kümbeti
Rabia Hatun Kümbeti
Üç Kümbetler
Türbeler
Abdurrahman
Gazi Türbesi
Ane Hatun Türbesi
Cemaleddin Hoca
Yakut Türbesi
Emir Şeyh Türbesi
Habip Baba Türbesi
H
Mahmut Paşa Türbesi
Pir Ali Baba
Türbesi
Rabia Hatun Türbesi
Çeşmeler
Abdullah
Paşa (Emir Şeyh Cami) Çeşmesi
Akpınar Çeşmesi
Ali Paşa Camii
Çeşmesi
Ayazpaşa Çeşmesi
Bakırcı Camii
Çeşmesi
Cennet Çeşmesi
Çukur Çeşme
Dabakhane Çeşmesi
Dörtgüllü Çeşmesi
Hacı Mehmet Çeşmesi
Hüseyin Çeşmesi
Kırk Çeşme
Şabahane Çeşmesi
Yazıcı Çeşmesi
Hamamlar
Boyahane
Hamamı
Erzurum Hamamı
Gümrük Hamamı
İki Göbek Hamamı
Kırkçeşme Hamamı
Lalapaşa Hamamı
Murat Paşa Hamamı
Saray Hamamı
Şeyhler Hamamı
Diğer
Eserler
Çobandede
Köprüsü
Tepsi Minare (Saat
Kulesi)
Kale Mescidi
Nüzhetül Hazra
Köşkü
Rüstem Paşa
Kervansarayı (Taşhan)
Taş Ambarları
H
ERZURUM'UN ADI
Erzurum'un bilinen
ilk adı Doğu Roma (Bizans) İmparatoru II. Theodosios'a (408–450)
izafe edilen Theodosiopolis'ti. Şimdiki Erzurum'un yerinde
kurulmuştu. IV. asır sonuna doğru Roma imparatorluğu sınırları
içine alınmış ve 415 tarihinde Theodosios'un emriyle Şark
Orduları Kumandanı Anatolius tarafından kurulmuştur.
Urfalı Mateos' a göre bu şehir Garin mıntıkasında Fırat'ın
kaynağına yakın bir yerde bulunuyordu. Belazurî. Bölgeye hâkim
olan Ermenyakos'un ölümü üzerine yerine geçen Kali adlı karısı
tarafından kurulduğu için Araplarda Kalikala (Kali'nin ihsanı)
adını vermişlerdir.
Belazuri Kalîkala'yı dördüncü Ermeniyye şehirleri arasında sayar
ve Ermeniyye şehirlerinden biri olarak kabul eder. X. asır İslam
coğrafyacıları Kalikala şehri hakkında bize malumat vererek,
doğuda ev eşyasının en önemlisi sayılan Kali(halı)nın burada
yapıldığım ve adını bu şehirden almış olduğunu
kaydetmektedirler. Hudud Alalam'ın yazarı bu şehrin müstahkem
bir kalesi bulunduğunu ve her taraftan gelen gazilerin burayı
nöbet tutarak koruduklarım Ve şehirde tüccarların çok olduğunu
bildirmektedir. Bugünkü Erzurum adı ise; Erzen'in Selçuklular
tarafından fethedilmesi üzerine ahalisinin Theodosiopolis'e (Kalikala=Karin)
göç etmelerine müteakip bu şehre Erzen ve Türk hâkimiyetinin ilk
safhalarında bu adın sonuna, Meyyafarikin (Silvan) ile Siirt
arasındaki Erzen'den ayırmak ve Anadolu'ya ait olduğunu
belirtmek üzere Rum kelimesi ilave edilerek, Erzen al-Rum
denilmesinden kaynaklanmıştır. Selçuklular tarafından Erzurum'da
basılmış paraların üzerinde şehrin adı Arzan al-Rum şeklinde
yazılmıştır.
Erzurum Şehri tarih boyunca aşağıdaki isimleri taşımıştır:
1-Karanilis - Karanitide - Garin - Karin - Kalak - Karun - Kalak
(Yunan, Bizans, Roma kaynaklarında, Ermeni ve Gürcü
tarihlerinde)
2-Theodosiopolis (Bizans Dönemi)
3-Kali-Kala (k) (Kali/Han-Şehri) (İslam kaynaklarında).
4-Arzan - Arzen - Artze (Şimdiki "Karaarz - Karaz" yerinde)
(Selçuklu fethi sırasında).
5-Erzen - Rum / Erzen-ir-rüm ve Erzurum (Selçuklu, İlhanlı,
Akkoyunlu, Osmanlı çağlarında).
Artze, Theodosiopolis kalesinin kuzeybatısında, Karasu'nun sağ
tarafında kalıyordu. Theodosiopolis halkı tahkimatın,
sanayilerinin gelişmesini engellediğini görerek buranın
yakınında ticarete daha elverişli ve tamamen açık yeni bir yer
kurmağı tercih etliler. Bu suretle çok mamur Arze veya Arzen
şehri meydana geldi. 1049'da Selçuklu orduları Arze' yi zapt
ettiler. Saltuklular ve sonraki siyasi kuruluşlar Arz ismine
Kara'yı ilave etmişler, böylece Kara Arz söylenişi ortaya
çıkmıştır.
Şu anda köy konumunda olan Karaz, Selçuklulardan sonra da tarihi
kaynaklarda yer almıştır.

DADAŞLIK
Kuzey ve güney Azerbaycan, Horasan ve Türkmenistan’la yeniden
tesis edilen kültürel iletişim kanalları
“DADAŞ” kavramının bu
coğrafyalar içinde geçerli olduğunu, dadaşlığın Dadaşlık
Hinterlandının sadece batıdaki sınırı teşkil etmektedir. Bu
kültürün tarihi macerası İran, Irak ve Horasan odağını işaret
ediyor. Anadolu coğrafyasında Erzurum’dan başka Dadaş belgesi
bulunmazken, Erzurum’un doğusundan başlayıp Horasan’a kadar
uzanan geniş coğrafyada Erzurum’daki Dadaş kavramı ile aynı
anlamda ve de aynı kelime ile ifade olunmak suretiyle bir
yiğitlik kültürünün bulunması kendinden menkul bilgilerle
coşturulmuş inkılapçı öğretmen mantalitesinin (zihninin)
açıklayacağı bir şey değildir.
Sözünü ettiğimiz coğrafya Büyük Selçuklu Devleti’nin oturduğu
Anadolu öncesi yurt zeminini teşkil eder Türkmen’in İslamlaşmak
macerasında Tuğrul ve Çağrı beylerin Alpaslan’la taçlanacak “
Siyasi Birlik Hülyası “ işte bu toprakta mayalanacaktır
Dadaşlığın da mayası muhtemelen aynı süreçte çalındı. Ve bugün
de Türk Erzurum’un ikinci kurucusu Kanuni Sultan Süleyman Safevi
fetretinde ahalisini tümden kaybetmiş bu şehri, Tebriz’den
getirdiği Akkoyunlu sünni Türkmenlerle yenilemişti. Evliya
Çelebi bu gerçeği seyahatnamesinin “şehirde konuşulan dil “
konusunu işlediği bölümde teyid eder.” Hardan gelirsen, hara
gidirsen?” türü verdiği zannedildiği gibi Erzurum’a mahsus bir
kültürel değer olmadığını ortaya koydu. Erzurum örnekle
17.asırda Erzurum ağzının Azeri karakterini tescil eder. Bu
karakter fetret öncesi Erzurum’unda da aynen vardı. Çünkü bir
bölge karakteriydi.
Türkler İslam’ı , Fars kültürü kanalından iktibas ettiler. Biz
kutsal kitabımızdaki bir çok kavramın farsçasını kullanır,
mesela “resul” yerine, peygamber, “salat” yerine namaz, “savm”
yerine, rüze’den bozma oruç, teharet almayı ise abdest deriz.
Dadaş kelimesinin etimolojisini yaparken Türkmen’in geçmiş
olduğu bu kültürel süreci nasıl ihmal edebiliriz? Kaldı ki,
Dadaş kelimesinin tarihen nasıl iştikak ettiğini sırf lenguistik
disiplinleri esas alarak açıklasak dahi bu yeterli olmayacaktır.
Zira “mana” nın, onun döküldüğü kelimeden çok önce doğduğu
lisanın bilinen hakikatidir...
Demek oluyor ki dadaş kelimesinden önce dadaş kavramının
çözümlenmesi gerekecektir. Bu kavram hangi tarih kesitinde hangi
sosyal ve kültürel şartlarla doğdu?
Bu meyanda dadaşlığın ve ona rengini veren, İslam delikanlılık
terbiyesinin doruk müessesi olan futuvvet ve ahiliğin,
dadaşlıkla olan ilgisini bilmemiz gerekir.
DADAŞ'IN TARİHÇESİ
Dadaş kavramının izini geçtiğimiz iki asra kadar iyi kötü
sürüyoruz.”18. asırdan geriye doğru kümelenen yüzyıllardaki
dadaşlığın mahiyeti hakkındaki bilgileri” nasıl edineceğiz?
Burada yol çatallaşır. Dadaşlık yalnız Osmanlı Kültür sahasının
damgasını taşımadığına göre, doğru adresi arama işi ister
istemez kardeş coğrafyalara kayar.
Dadaşlık izleri nerede aranırsa aransın, cevabı bulunması
gereken en hayati soru Dadaşlık kavramının, hangi tarih
sürecinde ve hangi sosyal şartlarda teşekkül ettiğidir. Dadaş
kavramının teşekkül ettiği tarih sürecinin hangi asra tekabül
ettiğini tespite kalkışmak ise problemin ikinci çatalını teşkil
eder.
Bu konuda imdadımıza ilk olarak “mukayeseli kültür analizleri,
yani sosyal antropoloji etütleri “ yetişecektir.
Gençlik, yiğitlik, cömertlik olgusu, insanoğlunun tarih
sahnesinde görülmesiyle birlikte başlamış, kültürel dönemlere
göre medeni, ırkı, dini, teknolojik, ideolojik şekiller aldığını
almıştır. Demek oluyor ki, dadaşlık olgusunu bizatihi izleyecek
verilerimiz olmasa dahi dadaşlık hinterlandındaki “gençlik,
yiğitlik, cömertlik serüvenlerini “ çözümleyerek bazı
metodik çıkarımlara ulaşabiliriz.
13. Yüzyılda Anadolu’yu gezerken Erzurum’a uğrayan İbni Batuta
130 yaşındaki Erzurumlu Ahi Toman’ın misafiri olur. O dönemin
Anadolu’su ve dolayısıyla Erzurum’u Ahilikle haşır neşirdir.
Ahilik toplum dokusunun baş belirleyicilerinden biridir.
Erzurum’un ahi yadigarlarını taşıyan tarihi mezarlıkları yakın
zamana kadar gelmişti. Biz çocuklar Ahlat mezar taşlarını
andıran kapı gibi mezar taşlarının dünyasında oyunlar oynardık.
Bir Ahi şehri olan Erzurum’da esnafın bu şekilde örgütlendiğini
Ahi hayatından günümüze kalan hatıralardan öğreniyoruz. Dadaşlık
bu hatıraların neresindedir? Tasavvuf tarihçisi Süleyman Uludağ
ve Ortaçağ Anadolu Tarih etütleri ile ünlü Ahmet Yaşar Ocak, hem
İslam’ın hem de Türklüğün Fütüvvet prensipleri ile gençliği
yiğitliği nasıl kanatlandırıldığını müteaddit neşriyatlarında
anlatırlar. Cahiliye devri Araplığının şecaat, iffet, cömertlik,
diğerkamlık örneği olan Feta (delikanlı genç adam) tipinden,
İslamiyet’te kurumlaşan fütüvvet teşkilatına sonra bu teşkilatın
sufilikle birleşip “insan-ı kamil” hedefine yönelmesine nihayet
“kemalin derecesi, Haktan gayrısına muhtaç olmadan yaşamaktır”
prensibinden hareketle hirfetlere yani hüner sahibi esnaflığa
varılması, sözünü ettiğimiz araştırmaların ana eksenini teşkil
eder. İslamın yiğidine ait şablon işte bu tasavvufi şablondur.
“Feta” nefsin arzularına karşı çıkan yiğittir. Madde
savaşçılarından geçiş, kabile yiğitlerinde olgun insana yolculuk
bir başka değişle ileride Dadaş olar akta özel kalıplara
dökülecek bir prototip kişilik söz konusudur. Söz konusu olan Bu
prototiple nefis putunu kıran kişi heykeli ile Rabbi için
nefsinin hasmı olan “ imanlı bir delikanlı ruhu” barınır.
Tarihçi Josen Von Hammer’in bu delikanlı ruhu “ İslam
Şövalyesi “ diye isimlendirmesi sürecin ne kadar evrensel
bir muhtevada olduğuna delildir.
Bu evrenselliğin bize öğrettiği gerçek ise şudur:Delikanlılık
temel cevherde birdir: onu farklılaştıran muameleye girdiği
kültürlerdir. Bu paradigmalardan hareketle hüküm verilebilir.
Dadaşlığın İslam’i bir format olarak ortaya çıktığını kimse
iddia edemez. Zira onun bu güne kadar soluklandığı kültür
coğrafyası böyle bir iddiaya izin vermez.
Reyhani'nin gözünden
Dadaş'ın tarifi: "soruyorlar dadaş ne demektir; malum ya ben doğuluyum dadaşım
dadaşın ne demek olduğunu anlatayım da dinleyelim"
Dadaş büyük kardaş demek İşte dadaş bu demektir gururludur gayet
dik baş işte dadaş bu demektir
Dadaş gayet tatlı dilli edepli erkanlı yollu bakışı sert göğsü kıllı işte dadaş bu demektir
Rüzgardır dadaşın hızı dadaş doğunun yıldızı
Selçuk Türklerinden özü işte dadaş bu demektir
Moskof sınırları aştı ona dur diyen dadaştı ninesi bile savaştı işte dadaş bu demektir
Dokunmasan dadaş kızmaz dadaş ahlakını bozmaz bir coşar dünyaya sığmaz işte dadaş bu demektir
Reyhaniyim gözyaşımız kılıç taksın dadaşımız yaratandır yoldaşımız işte dadaş bu demektir..
En çok ziyaret edilen
Erzurum web sitesi sayfaları:
Erzurum Deyimleri
Arsız neden arlanır,
çulda geyse sallanır
Ağanın malı gidir, hızmekerin canı
devamı...
Oltu Taşı
Oltu Taşı
çıkarılan yerlerdeki bitki fosillerinden anlaşıldığına göre, ağaçların...
devamı>
Oltu - Tortum, Cağ kebabı
Cağ kebabı,
veya 'yatık döner' Oltu ve Tortum yöresinde... devamı>
Ilıca Kaplıcaları, Aziziye Belediyesi Termal Tesisleri
Erzurum Kongresi
Erzurum Kongresi’nin içyüzü
Erzurum Hava Durumu
Eski Erzurum Resimleri
Yeni Erzurum Resimleri
Erzurum
Kış Sporları Festivali
|